NurDergi

Buradasınız : Ana Sayfa BEDİÜZZAMAN Bediüzzaman neden hacca gitmedi?

Bediüzzaman neden hacca gitmedi?

e-Posta Yazdır

En çok merak edilen konulardan biriside üstad Bediüzzaman'ın neden Hac'ca gitmediğidir. Zamanın alimi olan Said Nursi neden Hac'ca gitmemişti?

Çok sık sorulan bir soruda üstad Bediüzzaman'ın neden hacca gitmediğidir. Bu konuyla ilgili bana da sorulan bazı sorularda şöyle deniliyor. “Üstad Saîd Nursî Hazretleri Şâfiî'dir. Şâfiî mezhebinde hacca gitmek için maddî imkânların şart olmadığı, sıhhati olanın ilk fırsatta gitmesi gerektiği söyleniyor. O halde Üstadın hacca niçin gitmediğini açıklayabilir misiniz?”
Elbetteki her meselede olduğu gibi Hac konusundada bazı şartlar bulunmaktadır. Ama bu sadece zengin olmak yada fakir olmakla sınırlı değildir. Haccın farz olmasının şartlarından birisi, hacca gidip gelmeye güç yetirebilmektir. Bu, içtihat konusu değil; âyetin hükmüdür. Yani mezheplere göre değişmez.
Kur'ân bu hususu şöyle hükme bağlamıştır: “Oraya gitmeye güç yetirebilen kimsenin Allah için Kâbe'yi tavaf etmesi farzdır.” (Âl-i İmrân Sûresi, 3/97)
Güç yetirebilmekten maksat; her ne sûretle olursa olsun, Kâbe'ye ulaşmaya gücü yetmektir. Kâbe'nin yakınında olup, yaya olarak Kâbe'ye ulaşabilenler için ekonomik güç, Kâbe'nin uzağında olanlara nazaran pek fazla bir önem arz etmeyebilir. Fakat oraya gidip gelmeye güç yetirebilmeyi bütün mezhepler, parasal güç ve sağlık da dâhil her türlü kudret ile izah etmişlerdir. Bununla berâber, yaşlı olan, hasta olan veya benzeri özürlere sahip bulunan zengin kişiler, kendileri yerine vekil gönderebilmekte iken, zengin olmayanların böyle yükümlülükleri yoktur. Bu mesele Şâfiî mezhebinde de, diğer mezheplerde de böyledir.
Kâh vatan savunmasında, kâh Rus esâreti altında, kâh memleket hapishanelerinde geçen fırtınalı bir ömür; eşittir: Bedîüzzaman Saîd Nursî'nin hayatı. Dârü'l-Hikmet'ten kısa bir süre maaş almıştır. Aldığı maaşın zarûret miktarından fazlasını kabul etmemiş ve yeğeni Abdurrahmân'a vererek, “Hıfzet. Bu para bize helâl değildir; millet malıdır” demiş; daha sonra o parayla kitap bastırarak halka meccânen dağıtmış; böylece milletin parasını yine millete iâde ettiğini ifâde etmiştir.
Paraya ve maddeye böylesine değer vermeyen, eline geçen her kör kuruşu yine millet için harcayan, kendisi de “ölmeyecek kadar” bir rızıkla yetinen Bediüzzaman Hazretlerinin hacca niçin gitmediğini zâhir bilgilerimizle sorgulamaya hakkımızın olacağını sanmıyorum.  
Süleyman KÖSMENE

 

Share Button
 

AYET MEALİ

Şüphesiz Allah katında din İslam'dır. Kim Allah'ın âyetlerini inkar ederse, bilsin ki Allah hesabı çok çabuk görendir.
Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: "Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah'a teslim ettim." Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah kullarını hakkıyla görendir.
Kim İslam'dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.
(Âl-i İmrân Suresi, 19-20-85)

HADİS-İ ŞERİF

"Sakın zanna yer vermeyin. Zira zan, sözlerin en yalanıdır. Tecessüs etmeyin, haber koklamayın, rekabet etmeyin, hasedleşmeyin, birbirinize buğzetmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, ey Allah'ın kulları, Allah'ın emrettiği şekilde kardeş olun. Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona (ihanet etmez), zulmetmez, onu mahrum bırakmaz, onu tahkir etmez. Kişiye şer olarak, müslüman kardeşini tahkir etmesi yeterlidir. Her müslümanın malı, kanı ve ırzı diğer müslümana haramdır. Allah sizin suretlerinize ve kalıblarınıza bakmaz, fakat kalplerinize ve amellerinize bakar.’’
(Müslim, Ebu Davud, Tirmizi)

RİSALE-İ NUR

Hem meselâ, müthiş bir hastalıktan şifa bulmak, eğer tevhid nazarıyla bakılsa, birden, zemin denilen hastahane-i kübrâda bulunan bütün dertlilere, âlem denilen eczahane-i ekberden ilâçları ve dermanlarıyla şifa ihsan etmek yüzünde, Rahîm-i Mutlakın cemâl-i şefkati ve mehasin-i rahîmiyeti küllî ve şâşaalı bir surette görünür.
Eğer tevhid nazarıyla bakılmazsa, o cüz’î fakat alîmâne, basîrâne, şuurkârâne olan şifa vermek dahi, câmid ilâçların hâsiyetlerine ve kör kuvvete ve şuursuz tabiata verilir, bütün bütün mahiyetini ve hikmetini ve kıymetini kaybeder.
(Şualar)

GÜZEL SÖZLER

Haksızlık karşısında eğilmeyiniz; çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz.
(Hz. Ali (r.a))